TDK ön yargı ne demek ?

DiskoDiva

New member
Önyargı: Kendi Gözlüklerimizle Dünyaya Bakmak

Önyargı, hem toplumsal hem de kişisel bir mesele. Belki de hepimizin zaman zaman düşebileceği, bazen farkında bile olmadığımız ama derin izler bırakabilen bir tuzak. Birçoğumuz, bir kişiyi ya da durumu önceki deneyimlerimize, toplumun dayattığı kalıplara, ya da ilk izlenimlere dayanarak hızlıca yargılarız. Kendi gözlüklerimizle dünyayı izlerken, genellikle ne kadar yanlış ya da eksik görüyorduk, farkında bile olmayız.

Kendi deneyimimden örnek vermem gerekirse, iş hayatımda ya da kişisel ilişkilerimde, bazen birine ilk tanıştığımda ya da bir durumu gözlemlerken hemen bazı önyargılara kapıldım. “Bu kişi kesin şu şekilde biridir” ya da “Bu olay, kesin şu şekilde sonuçlanır” gibi düşünceler aklıma gelirdi. Ama zamanla fark ettim ki, önyargılarımız bizi yanıltabiliyor ve doğruyu görmek için daha derin bir bakış açısına sahip olmamız gerekiyor. Şimdi, bu forumda biraz önyargıyı farklı açılardan ele alıp, neden bu kadar önemli bir mesele olduğunu tartışalım.

Önyargı: Tanımı ve Genel Bakış

Türk Dil Kurumu (TDK), “önyargı”yı şu şekilde tanımlıyor: “Bir konu hakkında daha önce edinilmiş bilgiler veya toplumda yaygın olan görüşler doğrultusunda yapılan yargılama.” Bu tanım aslında çok şey anlatıyor. Önyargı, kişinin sahip olduğu önceden edinilmiş bilgilere ya da toplumda yaygın olan genel görüşlere dayalı olarak şekillenen düşünce ve yargılardır. Yani bir şey ya da bir kişi hakkında, gerçek deneyimlerden önce duyduğumuz sözler, gördüğümüz imgeler ya da öğrendiğimiz kültürel kodlar üzerinden karar veririz.

Önyargıların her zaman kötü ya da yanlış olduğu söylenemez. Mesela, bir kişi hakkında duyduğumuz bazı ilk izlenimler, bazen doğru olabilir. Ancak, sorun şu ki, önyargılar genellikle eksik, dar bir perspektife dayanır ve çoğu zaman yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Bizleri yönlendiren bu dar bakış açıları, kendimizi veya diğerlerini daha doğru anlayamamıza neden olur.

Erkekler ve Kadınlar: Önyargıyı Nasıl Algılarız?

Genelleme yapmaktan kaçınarak, erkeklerin ve kadınların önyargıyı nasıl algıladıklarına dair birkaç gözlemde bulunmak faydalı olabilir. Erkekler, genellikle çözüm odaklı bir yaklaşım benimser. Önyargı da dahil, bir durumu analiz etmek için daha stratejik bir bakış açısı geliştirmeye çalışabilirler. Hızlıca bir çözüm üretmeye eğilimli olmaları, bazen hızlıca önyargılara kapılmalarına yol açabilir. Mesela, bir kişi hakkında duyduğumuz ilk olumsuz yorumlar, anında bir yargıya varmamıza neden olabilir. Ancak, bu yaklaşım çoğu zaman yüzeysel kalır ve daha derinlemesine bir anlayışa ulaşmamıza engel olabilir.

Kadınlar ise genellikle daha empatik ve ilişkisel yaklaşımlar sergileyebilirler. Önyargılara karşı, başkalarının perspektiflerini anlamaya, empati kurmaya çalışırlar. Bu nedenle, bir durumu ya da kişiyi daha derinlemesine anlamak ve önyargıları sorgulamak konusunda daha fazla zaman harcayabilirler. Kadınlar, önyargıların aslında yanlış anlamalar ve eksik bilgilerden kaynaklanabileceğini fark edebilirler ve bazen bu önyargıları sorgulamak için daha fazla fırsat yaratmaya çalışırlar.

Tabii ki, burada genellemeler yapmak doğru olmaz; her birey kendi deneyim ve anlayışıyla farklıdır. Ama toplumsal cinsiyet rollerinin, insanların önyargıları nasıl şekillendirdiği üzerinde etkisi olduğu kesin.

Önyargının Toplumsal ve Psikolojik Boyutları

Önyargılar, sadece bireysel değil, toplumsal bir olgudur. Çocukluk dönemimizde ailemizden, okulda arkadaşlarımızdan, hatta medya ve toplumdan öğrendiğimiz değerler, kalıplar, bizleri çeşitli önyargılara itebilir. Çoğu zaman, farkında olmadan bu kalıpları benimsediğimizin bile farkında olmayız. Bu durum, toplumsal eşitsizliklere, ırkçılığa, cinsiyetçi yaklaşımlara, hatta sınıf ayrımlarına neden olabilir.

Önyargılar, aynı zamanda bireysel psikolojimizi de etkiler. Bir konuda önceden oluşturduğumuz önyargılar, düşünce şeklimizi daraltır ve genellikle daha esnek düşünmemize engel olur. Psikologlar, insanların dünya görüşlerini şekillendiren önyargıları kırmak için çeşitli terapötik yöntemler kullanır. Önyargılar, kişilerin kendilerini ve başkalarını daha yanlış tanımalarına yol açabilir.

Önyargıların Zayıf ve Güçlü Yönleri

Önyargıların güçlü ve zayıf yönlerini objektif bir şekilde değerlendirmek önemli. Önyargılar bazen zaman kazandırabilir ve hızlı kararlar almamıza yardımcı olabilir. Ancak, bu hızlı kararlar çoğu zaman yanlış olabilir ve bizi gerçeklerden uzaklaştırabilir. Önyargıların bir diğer zayıf yönü ise, insanlar arasındaki sosyal bariyerleri pekiştirmesidir. İnsanlar arasında gereksiz düşmanlıklar yaratabilir, toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirebilir.

Öte yandan, bazı önyargılar, koruyucu bir işlev görebilir. Örneğin, tehlikeli bir durumda, daha önce benzer tecrübeleri yaşamış biri, yeni bir durum karşısında daha temkinli davranabilir. Yani, bazen önyargı, geçmişteki deneyimlerimizin bizi koruma biçimi olarak çalışabilir.

Soru: Önyargılarımızı Nasıl Sorgulamalıyız?

Önyargılarımızı kırmak ve daha adil bir bakış açısına sahip olmak için ne yapmalıyız? Toplumsal cinsiyet, ırk, sınıf gibi faktörlere dayalı önyargıları sorgulamak, empatik bir bakış açısını geliştirmek nasıl mümkün olabilir? Bu sorular, herkesin üzerinde düşünmesi gereken, sadece teorik değil, pratikte de önemli bir mesele.

Sonuç: Önyargılardan Özgürleşmek, Farkındalıkla Başlar

Önyargılar, her birimizin içinde barındırabileceği, toplumsal etkileşimlerle şekillenen, bazen istemeden de olsa hayatımıza giren bir konu. Ancak, bu önyargıların farkında olmak, onları sorgulamak, ve toplumsal değerlerin bize neyi empoze ettiğini anlamak, daha açık fikirli bir dünyaya kapı aralar. Kendi bakış açımızı değiştirmek, başkalarını daha objektif bir şekilde görebilmek, önyargıları aşmanın ilk adımıdır.

Siz, çevrenizdeki önyargılara nasıl yaklaşır, onları kırmak için neler yapıyorsunuz?