Objektiflik nesnellik nedir ?

Ilay_34

New member
Objektiflik ve Nesnellik Nedir? Bir Hikaye Üzerinden Keşif

Giriş: Bir Hikaye ile Başlayalım

Bugün biraz farklı bir yaklaşımla, "objektiflik" ve "nesnellik" kavramlarını ele alacağım. Bu iki terim, çoğu zaman birbirinin yerine kullanılsa da, derinlemesine inildiğinde farklı anlamlar taşıyabilirler. Merak edin, siz de zaman zaman bir durumu objektif bir şekilde değerlendirmeye çalıştığınızda, farkında olmadan duygularınızın ve önyargılarınızın devreye girdiğini hisseder misiniz? Ya da bir başka açıdan, nesnellik arayışında, etrafınızdaki toplumsal etkileşimlerden ve bireysel deneyimlerden ne kadar etkileniyorsunuz? Gelin, bu sorulara bir hikaye ile yanıt arayalım.

Bir Anlatıcı ve İki Karakter: Alice ve Cem

Alice ve Cem, aynı şirkette çalışan iki zeki ve azimli arkadaşlardı. Bir gün, şirketin yıllık performans değerlendirmesi için önemli bir proje yapılacağı duyuruldu. İki arkadaş, bu projede birlikte çalışacaklardı. Ancak, her ikisinin de olaylara bakış açısı ve yaklaşımı birbirinden çok farklıydı.

Alice, her zaman daha duygusal ve insan odaklı bir yaklaşım sergilerdi. İnsanların duygularını, hikayelerini ve toplumsal bağlarını anlama konusunda büyük bir hassasiyet gösterirdi. Alice, her zaman olayları tek bir açıdan değil, çoklu perspektiflerden görmeye çalışarak, adaletli ve empatiden yola çıkarak kararlar alırdı. O, "Bir durumu tam olarak anlayabilmek için, insanların hislerini ve toplumsal bağlarını anlamak gerekir," derdi. İnsanların hayatlarındaki zorlukların da, iş performanslarına nasıl etki ettiğini göz ardı etmenin doğru olmayacağını savunuyordu.

Cem ise, Alice'ten farklı olarak çok daha stratejik ve çözüm odaklıydı. O, olayları sayılarla, istatistiklerle ve somut verilerle çözmeyi tercih ederdi. "Bir problemi doğru bir şekilde çözebilmek için, sadece duygusal etkileşimlere değil, somut verilere de bakmak gerekir," diye düşünürdü. Cem için nesnellik, kişisel duygulardan bağımsız kalabilmek, sadece işin doğasına odaklanmak demekti. Ona göre, bir çalışanın iş performansı, kişisel yaşamındaki zorluklardan bağımsız olarak değerlendirilmeliydi.

Proje Başlıyor: Farklı Yaklaşımlar ve Çatışmalar

Proje başladıktan sonra, Alice ve Cem’in farklı bakış açıları kısa sürede yüzeye çıkmaya başladı. Şirketin yeni bir yazılım uygulamasının değerlendirilmesi gerektiği bir durumda, Alice, yazılımın çalışanların günlük yaşamlarına olan etkisini göz önünde bulundurmayı tercih etti. Örneğin, bazı çalışanların yazılıma adapte olabilmek için daha fazla eğitime ihtiyaç duyabileceğini ve bunun performanslarını geçici olarak düşürebileceğini savundu. Cem ise, aynı durumu, yazılımın verimlilik artışı sağlayacağını ve bu tür kişisel engellerin yönetilmesi gereken bir yan etki olduğunu belirtti. Onun için, başarıyı ölçen faktörler, objektif veriler ve sonuçlardı.

Bir gün, önemli bir toplantıda, Alice, Cem’in sadece veriye odaklanarak, insanları göz ardı ettiğini düşündü. Cem, Alice’in bakış açısının projeye zarar verebileceğini ve duyguların işe karıştırılmasının yanıltıcı olabileceğini savundu. Bu tartışma, onları derin düşüncelere sevk etti: "Gerçekten de bir durumu objektif ve nesnel şekilde değerlendirebilir miyiz? Yoksa bu her zaman kişisel etkileşimlerin, kültürel ve toplumsal bağların etkisinde mi kalır?"

Objektiflik ve Nesnellik: Tarihsel ve Toplumsal Bir Bakış

Bu hikayenin içinde aslında nesnellik ve objektiflik kavramlarının nasıl şekillendiğini görmekteyiz. Objektiflik, çoğu zaman duygulardan ve önyargılardan bağımsız kalma, yalnızca somut gerçekler ve veriler üzerinden değerlendirme yapmak olarak kabul edilir. Ancak, tarihsel olarak bakıldığında, bu kavram yalnızca Batı felsefesinde gelişmiş bir anlayışa dayanmaktadır. Özellikle Rönesans dönemi ve sonrasında, bilimsel yöntemlerin ön plana çıkmasıyla birlikte, nesnellik bir ideal haline gelmiştir. Ancak, tüm toplumlar bu bakış açısını benimsememiştir. Birçok kültür, duyguları, toplumsal bağları ve etik değerleri göz ardı etmeksizin kararlar almayı daha anlamlı ve insancıl bir yaklaşım olarak kabul etmiştir.

Alice’in bakış açısında ise, toplumsal etkileşimler ve bireylerin içsel dünyası önemli bir yer tutar. Empatinin, bireylerin kararlarını şekillendiren bir unsur olarak ortaya çıkması, toplumsal bağları vurgulayan bir bakış açısının ürünüdür. Bu açıdan, "objektiflik" sadece dışsal verilerden bağımsızlık değil, insan faktörünü de anlamakla ilgilidir. İnsanların motivasyonlarını ve yaşadıkları koşulları göz önünde bulundurmak, bir anlamda nesnelliğin başka bir biçimi olabilir.

Kadınların ve Erkeklerin Farklı Yaklaşımları

Alice ve Cem’in hikayesinde dikkat çeken bir diğer nokta, erkeklerin genellikle daha çözüm odaklı ve stratejik, kadınların ise daha empatik ve ilişki odaklı yaklaşımlar sergilemeleridir. Cem, çözüm bulma noktasında veriye dayalı objektifliği savunurken, Alice, kararların sadece sayılara dayanamayacağını, insanlar arası ilişkilerin ve toplumsal dinamiklerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguluyor. Bu farklılık, aslında toplumsal cinsiyetlerin bakış açılarıyla da bağlantılıdır. Erkekler çoğunlukla problem çözme ve strateji oluşturma konusunda daha analitik bir yaklaşım benimseme eğilimindeyken, kadınlar daha çok ilişkiler ve insan faktörlerine odaklanmaktadır.

Sonuç: Objektiflik ve Nesnellik Arasındaki İnce Çizgi

Alice ve Cem'in arasındaki tartışma, aslında toplumsal yapılar ve bireysel farklar doğrultusunda objektiflik ve nesnellik anlayışlarının nasıl şekillendiğini anlamamıza yardımcı oluyor. Objektif olmak, yalnızca veriye dayalı ve duygulardan bağımsız bir yaklaşım sergilemekten ibaret değil. İnsanları, onların deneyimlerini ve toplumları anlamadan "nesnel" olmak, aslında gerçekliği yeterince anlamamak olabilir.

Peki, sizce bir durumu objektif ve nesnel bir şekilde değerlendirebilir miyiz? Duygularımız ve toplumsal bağlarımız gerçekten bizi yönlendiriyor mu, yoksa sadece dışsal verilerle mi karar veririz? Bu soruları düşünmek, belki de daha derin bir anlayış geliştirmemize yardımcı olabilir. Görüşlerinizi paylaşarak bu tartışmayı daha da derinleştirebilirsiniz.